Rusya basınında geçen hafta: ‘İsrail İran’ı kuzeyden çevreliyor’

Hazal Yalın

Bu haftanın üç çevirisi de Kafkaslarla ilgili.

Kommersant, Paşinyan’ın 18 Nisan’da parlamento önünde yaptığı sansasyonel konuşmasını inceliyor. Paşinyan bu konuşmada Dağlık Karabağ’dan vazgeçeceklerinin işaretini açıkça verdi. Gazete, Amerikan Dışişleri Müsteşar Yardımcısının Ermenistan ve Azerbaycan turnesini hatırlatıyor ve Paşinyan ve Aliyev’in mayıs ortasında Washington’da bir araya gelebileceklerini ileri sürüyor. Her şey, bölgeye Rusya’yı öteleyen bir Pax Americana dayatılmasının zeminini oluşturmayı hedeflediklerine işaret ediyor.

Gazeta.RU’nun kıdemli askeri analisti, görüşlerini çok önemli saydığım Hodarenok da aynı konuyu esas itibariyle Rusya açısından inceliyor. Emekli albay Hodarenok, hem Batının hem de Rusya’nın Ukrayna meselesine fazlasıyla yoğunlaştıkları için bölgede gelişmeler için tayin edici olamayacaklarını düşünüyor. Rusya’nın bölgeye müdahale için siyasi, iktisadi ve mali güçsüzlüğünü vurgulaması dikkat çekici.

Nezavisimaya Gazeta’da G. Petrov ise özellikle İsrail-Azerbaycan ilişkileri üzerinde duruyor. Petrov’a göre gerilim devam edecek, ama sıcak bir çatışmaya varması mümkün değil. Bu yazının çevirisine koyduğum başlık, Petrov’un orijinal başlığı.

‘Nokta ve ünlem işareti’

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan salı günü açıklamalarda bulundu: Ülkesinin ve Azerbaycan’ın birbirlerini 1991 Sovyet sınırlarında tanımaları halinde bölgede barışa ulaşılabilir. Böylece Ermeni lideri fiilen, Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan’ın parçası olarak tanımaya hazır olduğunu ifade etmiş oldu. Paşinyan’a göre Ermenistan’ın geleceği şu anda doğrudan doğruya Bakü ve Ankara ile ilişkilerin normalleştirilmesine bağlı. Azerbaycan Başkanı İlham Aliyev de cevabında, Erivan’ın “Azerbaycan’ın yaklaşımıyla prensipte mutabık olduğunu” söyledi. Aliyev, Paşinyan’ın “Karabağ Ermenistan’dır, nokta,” şeklindeki sloganını hatırlattı ve Ermenistan’dan “Karabağ Azerbaycan’dır, ünlem işareti,” şeklinde resmi bir açıklama beklediğini söyledi. …

Paşinyan 18 Nisan’da parlamento önünde yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Azerbaycan, 44 gün savaşından sonra (2020 Dağlık Karabağ savaşı) zafer sarhoşluğuna kapıldı ve mümkün olduğu kadar fazlasını, hatta mümkün olursa her şeyi almak istiyor.” Paşinyan’a göre uluslararası durum da buna katkıda bulunuyor, zira: “Azerbaycan doğrudan veya dolaylı olarak enerji ve lojistik kavşağı haline geliyor veya gelmiş durumda; önemi Rusya için olduğu gibi kimi batılı ülkeler için de arttı.” Ancak bu durum risklerden başka imkânlar da açıyor, zira güney Kafkasya “zaten Ermenistan ve Gürcistan’ın rollerinin hiç de daha az önemli olmadığı, kendi başına büyük bir kavşak”: “Bu bağlamda bölgede barış ve istikrar batı ve Rusya Federasyonu arasında bir uzlaşma olabilir.” …

Medya organlarında çıkan haberlere göre Nikol Paşinyan ve İlham Aliyev mayıs ortasında Washington’da buluşabilirler. 17 Nisan’da ABD dışişleri Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Erika Olson Erivan’a gelmiş ve Başbakan da içinde Ermenistan yönetimiyle görüşmeler yapmıştı. Şimdi Bakü görüşmeleri sırada. (A. Zabrodin, A. Mgdesyan / Kommersant, 19 Nisan)

‘Moskova bölgede üstünlüğünü tesis etmek için iktisadi, mali ve askeri olarak yeterince güçlü değil’

Azerbaycan Başkanı İlham Aliyev 18 Nisan’da, Dağlık Karabağ’da “Azerbaycan bayrağı dalgalandığını” söyledi ve Ermenistan yetkililerini bölgenin Azerbaycan’ın parçası olduğunu resmi olarak tanımaya çağırdı. …

Aliyev, bölgede yaşayan Ermenilere de tercih sundu: Azerbaycan pasaportu almak veya evlerinden ayrılıp gitmek.

Bu açıklamalar Bakü’nün çizgisinin resmi devamı gibi görünüyor. Bu çizgi 2020’de İkinci Karabağ Savaşı’ndaki zaferden sonra değişmedi. O zaman ülke, bölge lideri Türkiye’nin desteğinden yararlanmıştı. Zaferi de Bayraktar TB2’lerden ziyade ülkenin en yüksek askeri-siyasi yönetiminin çatışmadan çok önce inşa edilmiş olan davranış çizgisi getirmişti.

Ermenistan’da ise işler pek yolunda değil. Ülkenin mali kaynakları sınırlı, bu nedenle işlevsel, tamamlanmış, çağdaş bir ordu kuramıyor. Bakü’nün ise, Ankara’ya siyasi yakınlığı dikkate alınırsa, bu imkânı var. Dağlık Karabağ’daki askeri birliklere gelince, bunlar bütün arzularına rağmen yarı-gerilla birliklerinden dışarı çıkamadılar.

Bütün bunlardan başka, Ermenistan kendine has bir fare kapanı içinde. Cumhuriyetin dış dünya ile ulaştırma hatları (ister en önemlisi demiryolu ağı gibi kara ulaşımı olsun, ister hava ulaşımı; denizden hiç söz etmiyoruz) fiilen komşu ülkelerin iradesinden bağımsız değil. Bağımsız bir ülke için zaten pek az olan Ermenistan nüfusu ise istikrarlı bir şekilde azalma eğiliminde. Ülke ekonomisi, etkileyici bir büyüme temposu sergileyemiyor.

Azerbaycan’a gelince, askeri-iktisadi potansiyeli Ermenistan’ı önemli ölçüde aşıyor ve bu uçurum derinleşmeye devam ediyor.

Azerbaycan’ın pozisyonunu güçlendiren gelişmelere özellikle avantajlı jeopolitik konumu da önemli ölçüde katkıda bulunuyor. Amerikalı siyaset bilimci Brzezinski’nin veciz ifadesiyle, Azerbaycan’ı, Hazar Denizi ve Orta Asya’nın zengin havzalarıyla dolu “şişenin” ağzını kontrol eden hayati önemde bir “mantar” olarak anmak mümkün. Azerbaycan topraklarından gaz ve petrol boru hatları geçiyor, bunlar etnik olarak akraba olan Türkiye’ye uzanıyor.

Bakü ile Ankara arasında askeri-teknolojik işbirliği yükselen bir grafik seyrediyor. İkinci Karabağ Savaşı’nda silahlı çatışmada Azerbaycan tarafı hava kuvvetlerini ve ordu hava gücünü esasen kullanmamıştı, ama bugün Bakü’nün yakın gelecekte bu imkânlara da sahip olacağını kabul etmek için yeter sebep var.

Ermenistan Batıdan uzak ve şu anda endişeden başka hiçbir şey uyandırmıyor, zira kolektif Batının iktisadi ve askeri çabalarının önemli bir kısmı Ukrayna’ya askeri yardım için yoğunlaşmış durumda.

Rusya’yı bu hikâyede Erivan’ın tarafında bağlamak da kesinlikle elinde değil. Birincisi, Rusya tamamen Ukrayna’daki özel askeri harekâtla meşgul ve ikinci bir cephe açmak Kremlin için kesinlikle gerçekçi değil. Ayrıca Rusya yönetimi birçok defa, hem Ermenistan’ın hem de Azerbaycan’ın Rusya için ortak olduklarını açıkladı. Bütün bunlardan başka Moskova içinde bulunduğumuz aşamada bölgede kayıtsız şartsız üstünlüğünü tesis etmek için iktisadi, mali ve hatta askeri olarak yeterince güçlü değil. Yerli stratejist ve analistlerin bu olguyu hesaba katması gerekli. … (M. Hodarenok / Gazeta.RU, 19 Nisan)

‘İsrail İran’ı kuzeyden çevreliyor’

İran’dan sadece 17 km uzakta bir İsrail toprak parçası ortaya çıktı: İsrail Dışişleri Bakanı Eli Koen, Aşhabad’da elçilik açtı. Bakan sadece Türkmenistan’ı değil Azerbaycan’ı da ziyaret etti; her iki ülke de İsrail’le sadece iktisadi değil siyasi yakınlaşma açıklamalarında bulundular. İran, İsrail’in diplomatik aktivitesini açık bir endişeyle izliyor. Ama kuzey komşularıyla bir çatışma, Tahran’ın en az istediği şey.

Kaen’i Bakü ve Aşhabad ziyaretlerinde iki ülkenin lideri de kabul ettiler. İsrail Dışişleri Bakanı çarşamba günü Azerbaycan Başkanı Aliyev ile görüştü. Perşembe günü de Türkmenistan lideri Serdar Berdımuhamedov ile sohbet etti. … Görüşmeler, İsrail’in iki eski SSCB devletiyle ilişkilerinin yeni bir aşamada, ittifak değilse bile stratejik ortaklık aşamasında olduğuna tanıklık ediyor. Özellikle de, Koen’in Berdımuhamedov ile sohbetinden sonra “tarihi” diye nitelediği Türkmenistan ziyareti ilgi çekici.

Yahudi devletinin bir Dışişleri Bakanının Aşhabad’da bundan önceki son ziyareti 1994’teydi. O zaman Bakan Peres’ti. … Türkmenistan’ın İsrail’de elçilik açmasıyla ilgili görüşmeler yapılmıştı ama bunlar başarıyla sonuçlanmamıştı. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler Sovyetler Birliği’nin dağılmasından hemen sonra tesis edilmiş olsa da Türkmen elçisi Roma’da kalmıştı. Ülkenin o zamanki lideri Zaparmurat Niyazov, İsrail’le aşırı bir yakınlaşmayı, İran’la ilişkileri güçleştirmek istememe arzusundan ötürü gereksiz sayıyordu. Türkmenistan’da geçici İsrail elçiliği ise sadece 10 yıl kalmıştı. Ama bu defa daimî olacak, üstelik Koen’in de belirttiği gibi neredeyse İran sınırında. Berdımuhamedov, Türkmenistan’ın İsrail’de elçilik açması imkânının görüşülmekte olduğunu söyledi.

29 Mart’ta ise Tel Aviv’de Azerbaycan elçiliği açıldı. Törene Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov da katıldı. Bu, Tahran’da son derece rahatsızlık doğurdu. İran Dışişleri Sözcüsü Naser Kanani, hiddetli bir açıklama yaptı ve “Azerbaycan hükümetinin iki ülkenin de düşmanları tarafından kurulan kapandan kaçınacağı umudunu” dile getirdi. Kanani’nin sözlerinde tehdide benzeyen bir uyarı da vardı: “İran, siyonist rejimin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarından kendisine karşı komplo kurmasına kayıtsız kalamaz.” …

Gelişmeleri Nezavisimaya Gazeta’ya yorumlayan, Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü’nden Vladimir Sajin, Azerbaycan ve İran arasındaki ilişkilerin pek çok nedenden ötürü uzun zamandır karmaşık olduğunu, 2020’de Türkiye’nin yardımı ve önemli ölçüde de İsrail silahlarıyla kazanılan Ermenistan’la savaşın Bakü için zaferle bitmesinden sonra iyice kötüleştiğini hatırlattı. Kuzey komşularının düşmanıyla yakınlaştığına tanıklık eden bir jest daha doğal ki gerginliğin azalmasına katkıda bulunmayacak. “Ancak bence mesele Azerbaycan ve İran arasında ciddi bir çatışmaya varmayacaktır. Bundan kimsenin bir çıkarı yok. İki ülkeyi ayıran şeylerden başka birbirine çeken şeyler de var. İran ve Azerbaycan’ın ortak iktisadi menfaatleri olduğunu hatırlayalım; şu anda Kuzey-Güney ulaştırma koridoru aktive ediliyor. Dolayısıyla bence iki ülke arasındaki soğuk savaş sıcak savaşa evrilmeyecektir.” (G. Petrov / Nezavisimaya Gazeta, 20 Nisan)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir